Son Haberler
Özgül Karakeçili
Editoryal
17 Nisan 2026

EKRANLARIN ARDINDAKİ UÇURUM: Okulda Dehşet, Evde Sükunet

Yazar Özgül Karakeçili
Tüm Arşivi Gör

EKRANLARIN ARDINDAKİ UÇURUM: Okulda Dehşet, Evde Sükunet

Son günlerde bir ortaöğretim kurumunun duvarları arasında yankılanan o elim hadise, sadece bir okulun değil, hepimizin yüreğine devasa bir kor gibi düştü. Bir çocuğun; akranlarının ve öğretmenlerinin olduğu o "en güvenli kaleyi" bir vahşet sahnesine çevirmesi, artık hiçbirimizin "bizim evde olmaz" diyerek geçiştirebileceği bir durum değildir.

Şiddet Artık Yastık Altında

Okul yönetimlerinden gelen uyarılar tek bir acı gerçeği haykırıyor: Çocuklarımızı dijital dünyanın dipsiz kuyularına bazen fark ederek, bazen de ihmal ederek kendi ellerimizle teslim ediyoruz. Eskiden şiddet sokaktaydı, şimdi ise çocuklarımızın cebinde, yastıklarının altında. Denetimsiz oyun platformları, karanlık sosyal medya grupları ve şiddeti estetik bir öğe gibi sunan yapımlar, genç dimağlarda empati duygusunu yavaş yavaş yok ediyor. Bir çocuk ekranda binlerce kez "öldürdüğünde", gerçek hayatın kutsallığına dair bağı kopuyor; şiddet, bu sanal illüzyonun içinde sıradan bir eyleme dönüşüyor.

Polisiye Takip Değil, Gönül Birlikteliği

Bu noktada biz veliler, bazen sorumluluğumuzu bir ebeveyn şefkatiyle değil de bir gardiyan edasıyla yerine getirmeye çalışıyoruz. Onları sadece kısıtlayarak veya bir suçlu gibi sorgulayarak koruyabileceğimizi sanıyoruz. Oysa bu baskıcı tavır, çocukları bizden daha da uzaklaştırıp kendisini "anladığını" iddia eden karanlık odakların kucağına itiyor. Belki çok zor olacak, belki de kendimizi çaresiz hissediyoruz. Ancak kabul etmeliyiz ki bu noktaya bir anda gelmedik; ihtiyacımız olan tek şey, onlarla aynı odadayken sadece fiziksel olarak değil, ruhen de orada olabilmek için sabırla çaba göstermektir. Çocuğumuzun dijital dünyadaki ayak izlerini bilmek bir polisiye takibi değil, bir gönül birlikteliği olmalıdır.

Sessiz İmdat Çağrılarını Duymak

Bağlarımız zayıfladığında o boşluğu sanal dünyanın karanlık figürlerinin doldurduğunu asla unutmamalıyız. Odasına kapanan, içine dönen veya öfke kontrolü yaşayan her genç, aslında sessiz bir imdat çağrısı gönderiyor. Okul bahçelerinin yeniden neşeyle dolması, sadece polisiye tedbirlerle değil, evlerimizde kuracağımız o sağlıklı ve samimi iletişim iklimiyle mümkündür. 

Bugün çocuklarımızı korumak için atmadığımız her küçük adım, yarın telafisi mümkün olmayan büyük pişmanlıklara kapı aralayabilir.

Eğitim Camiamıza Geçmiş Olsun

Yaşanan bu sarsıcı olay nedeniyle derin bir üzüntü içerisindeyiz.

 Geleceğimizi emanet ettiğimiz kıymetli öğretmenlerimize, yarınımız olan sevgili öğrencilerimize ve tüm eğitim camiamıza en içten dileklerimle geçmiş olsun diyorum.

 Rabbim çocuklarımızı her türlü kötülükten ve karanlık zihinlerin şerrinden muhafaza eylesin. Onların dünyasında yargılayan bir gardiyan değil, her zaman sığınılacak güvenli bir liman olmayı başarabilmek duasıyla...

Özgül Karakeçili

Toplumsal analizleri ve özgün bakış açısıyla ajansımızın vizyoner kalemlerinden biri.

Tüm Makaleleri Görüntüle